Merhaba; Blogcu arkadaşlarım zaman zaman bir dostumun yazdığı şiirleri burada yayınlayacam . yorumlarınızı bekleyecem...
GİDEMEZSİN
Öyle bir deniz ki hallerin
Mavisi en ince mavi
Beyazı en ince beyaz
Bıçak sırtında
Bir anlık gece değse
Gözlerim dalgınlıkla
Martı çığlıklarında kan
İçinde kuş ölüsü
Yüzün
Kuytularında saklı
Ağlamaya hazır
O içli engin çocuk
Gözlerin
Yağmaya yatkın bulut
Gözlerin
Silme hüzün
Hüzün ki
Bilirim damla damla
Birikir derinlerde
Her yangın sonrasında
Hüzün ki
Kanayan gözyaşıdır
Kanatları kırılan
O beyaz rüzgarların
Düşer
Esmer bir yağmur gibi
İçine üşür her yanın
Isınamazsın
Çekip gidemezsin
Çiçekler kalır
Bir de şiir yüzlü
O asi düşbaz çocuk
Gidemezsin
Ters akan bir nehir
Olur akarsın
Kendi içine
Ayhan genç
SÖYLE İSTANBUL
Kan aktarırken durmadan
Sırça köşkler gibi yükselen
Dışı parlak içi karanlık
Postmodern saraylar
Emekçilerin damarından
Boğaz manzaralı lüks villaların
Ballı cennetlerine
Varoşlarda
Gülüşü yüzünde
Düşleri
Bakışlarında donup kalan
Boynu bükük
Yüreği burkuk
Öksüz bir çocuk gibidir
Emekçilere düşen hayat
Oh
Ne güzel devran bu devran
Hayata kan verenler üryan
Hayat
Kan emicilere bayram
Ve
Sürsün diye bu devran
Pembe hayaller üretir
Varoşlara İkitelli durmadan
Söyle İstanbul söyle
Senin aydınlık yüzüne
Işık sunmuş Soylu aşklar adına
Dayanır mı
Bu gidişe ilelebet
Bedrettin’in
Pir Sultan’ın
Nazım’ın yurt ortağı
Bayburtlu işçi Zeynep
Ve onun dert ortağı
Düzceli usta Memet
Ayhan GENÇ
ŞAŞKIN
Şaşkın! Nar taklidi yapiyor bir saksıda,
yıllarca adam taklidi yaptim ya ordan tanış çıktı bana:
Şimdilik en uzun boylusu,
en mahcup tazesi de bir açılmaya görsün...
N'olur açılmasa da onu da böyle sevsek,
insan da şaşkınlığından sevilmez mi arasıra?
Sevmek hayli ciddi bir iş olmali ki,
dalga, geçmek gibi oluyor ya sonunda: Aşk nara benzer
dedigim kulağına gitmiş demek,
o duymasa yanındaki küpeçiçeği... Küstümçiçeğini geç,
nar ona uyarsa çabuk büyür büyümesine de
üzer küs bakışıyla bizi, ne aşkın tabiatı kalır ortada
ne hatıranın saflığı, kalmasın,
sakinliğimizden sevsin de bizi balkona çıkan kadın:
İki şaşkın bir aşkta kızarır desin,
nar gibi desin, iyi, yüz kizartıcı bir suç sayılsın şaşkınlığımız:
Sen küçük nar çiçegi,
bense senden hayli eski, de ki bir adamotu,
kendi meşrebimizce bir de bahçe bulursak
sen nar gibi davran orda ben sana adam gibi
Beni de gizle ey nar bin aşığın biri gibi!
Bu sabah şu denizi kirala,
mavi mavi hatırlayalım birbirimizi,
bu öğlen güneşi kirala da,
bir daha soğukluk girmesin aramıza,
bu ikindi tembelliği kirala,
belki gölgesinde kedin olurum senin,
bu akşam bahçeyi kirala,
elimizde büyüsün gül, menekşe, yasemin,
bu gece uykuyu kiralarsan,
rüyama yalnız senin gözlerini konuk ederim,
bu bahar bu gövdeyi kirala,
vücut kitabında tozlandı kelimelerim,
bu ders coğrafyayı kirala,
hadi teneffüse çıkalım toprağıyla, suyuyla,
bu teneffüs bir yolculuk kirala,
hiç mola vermeden yürüyelim arkadaşlığa,
bu sefer bir yelkenli kirala,
rüzgar nereye götürürse yürek oraya,
bu yaz bu sokağı kirala,
kapıları aç, yalnızlığı yalnız bırak odalarda
Kiralama bu şiiri, şairin olurum yoksa!
Maviler Delisi
Diyorumki bir gün
sevdamı yüreğime yüklesem
alıp gölgemi yanıma
dağ deniz çekip gitsem...
dolanır ayaklaıma güz
anamın yanık ninnileri
kor beni çaresiz...
kalsam
sığdıramam bu deli maviyi
ihanet kokan soluguna kentlerin
üşür gözlerimde yediveren tomurcuk
yedigöğün yıldızları
yüreğimde bir maral ağlar
hangi suya eğilsem...
kanayan bir yaradır özlemim
güz kıyılarında
bulutlar gibi nehirler gibi
akıp gider sancıyarak mevsimlere
her kirpiğimde bir gül ıslanır
hangi sarkıyı dinlesem...
gözlerimde bilinmiyen adresler
kulağımda uğuldayan sesler
durmadan bir ezgi sarıyor içimi
dudağımı kanatıyor şiirler
ah ben bu sevdayı kime nasıl söylesem...
tanrım
nedir bu gecelere sığdıramadığım hüzün
yüreğimi ikiye bölen sancı
nedir bu acemi sevda
mavilere tutkun yanım
eğer ben şair değilsem...
gözlerimde mavi telaşlar
yüreğimde mavi gözyaşları
maviler boyu vuruldu gölgem
denizi kirlenmiş bir martıyım artık
ağlamaklığımı sorma ey hayat
uçurumlar doldurur bakışlarımı
yönümü nereye çevirsem...
bir rüzgar soluğu türkülerdeyim
bir martı kanadı göklerde
bulutlar bulutları kovalar
dalgalar dalgaları
durmadan bir deniz çalkalanır
bir yol uzanır durmadan önümde
ah nasıl özlem kokuyor uzaklar bir bilsen...
Nuri Can